| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
9 "bilgisayar" etiketi kullanan gönderi "bilgisayar" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

3G reklamları tüketicileri aldatıyor mu?

Ailesi şehir dışında oturduğu için TV’de izlediği 3G reklamlarındaki görüntülü görüşme konusuna takılmış. Hemen gidip 3G’ye abone olmuş. Zar zor annesinin 3G’siz telefonunu değiştirterek yenisi almış. Sonra başlamışlar görüşmeye. Daha doğrusu görüşememeye.

3 “Ne kadar denediysek görüntü bir türlü reklamlardaki gibi net olmuyor” dedi. Kendi kullandıkları operatör dışında da denemeler yapmış. Sonuç yine beklentilerinin altında.

Arkadaşıma, o reklamlarda telefonların içinde gözüken görüntülerin bırak 3G’yi belki 4G’de bile olmayacağını söyledim.

O an daha önce pek dikkat etmediğim Turkcell, Vodafone ve Avea reklamlarında biraz kandırmaca olduğunu anladım. Görüntülü görüşme yapılırken gösterilen telefonların içindeki o cam gibi HD kalitesinde görüntü aslında montaj. Zannediyorsunuz ki 3G’ye geçince karşınızdakini o kadar net göreceksiniz.

Oysa tüm dünyadaki operatörler, görüntülü görüşmeyi 2002 yılında yayınlanmış 3GPP standartlarına uygun olarak gerçekleştiriyor. Bu standarta göre görüntülü görüşmeye ayrılmış belli bir bant genişliği bulunuyor. Herhangi birisiyle başlattığınız görüntülü görüşme çağrısında 64 Kbps alma, 64 Kbps gönderme olmak üzere toplamda 128 Kbps’lik bir bant genişliği 3G şebekeniz tarafından size ayrılıyor.

Durum böyle olunca ortaya düşük çözünürlüklü ve daha ziyade bilgisayar kameralarının emekleme dönemindekine benzer bir görüntü ortaya çıkıyor.

İşin daha vahimi operatörler isteseler bile bu ayrılan bant genişliğini yükseltemiyor. Çünkü operatörler, 3G şebekelerinde 3GPP standartlarına göre hazırlanan ekipmanları kullanıyorlar. Bu sayede aynı telefon ve aynı sistem dünyanın her tarafında çalışıyor.

3G lansman öncesi Turkcell, Vodafone ve Avea yetkilileri 3G servislerinden görüntülü görüşmeyi pek vurgulamayacaklarını belirtmişlerdi. Oysa TV’lerde dönen reklamlarda ağırlığın görüntülü görüşmede olduğunu görüyoruz.

Her üç operatörden de tüketiciyi yanıltmadıklarını belirten şunun gibi bir ibareyi altyazı olarak geçirmeleri gerektiğine inanıyorum: “Görüntülü görüşme kaliteniz, izlediğiniz reklamdakinden farklı olabilir.”

Aslında konunun muhattabı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Başkanlığı. Gerekli gördükleri yerde ve şikayet olduğunda müdahale ediyorlar. Bu konuda nasıl davranacaklarını merak ediyorum.

Tabii ekstra 3G servisleri oluşturulmadığı bir ortamda, satış için elinizdeki tek koz ne yazık ki görüntülü görüşme ise, böyle bir ibareyi yazmak biraz cesaret ister. Umarım beş senedir beklediğimiz 3G altyapısına yeni servisler eklenmesi için bir beş sene daha beklememiz gerekmez.

ENGİN GEDİK
egedik@dunya.com

Microsoft'tan, Google'a RAKİP!

Yazılım devi Microsoft, internetin bir numaralı arama motoru Google'a rakip olması için geliştirdiği arama motoruna "Bing" ismini verdi.
 
"Farklı" olma iddiasındaki yeni arama motoru için kısa ve akılda kalıcı isim seçildi. Şirketin, yeni arama motorunun tanıtımına 100 milyon dolar ayırdığı iddia ediliyor.
 
Kod adı "Kumo" olan yeni hizmet, pazartesi günü ABD'de devreye giriyor. Diğer ülkelerse ilkin geçici sürümle yetinecek. Tam sürüm, İngiltere ve Kanada'da birkaç hafta, diğer ülkelerde ise birkaç ay içinde hizmete sunulacak.
 
bi Microsoft, "internet kullanıcısının karar vermesine yardım edecek" yeni arama motoruyla "alışkanlıkları değiştirme" iddiasıyla ortaya çıkıyor.
 
Şirket yöneticilerine göre, "amaç; (Arıyorum, buluyorum!..) dedirtecek kısa ve kolay hatırlanan bir ismi insanların kafasına sokmak..."
 
"Bing", şirketin iddiasına göre, internet kullanıcılarına daha ilk sayfadan itibaren en iyi sonuçları sunacak. Yeni motor, arama alanında "yepyeni bir tecrübe" vaad ediyor.
 
Motordaki en önemli yenilik, bilgilerin web sitelerine bağlantılardan ziyade alt başlıklarla sunulacak olması.
 
Mesela, "Türkiye" kelimesini arayan birinin karşısına Türkiye'de tatil, turizm, gayrimenkul, kültür gibi temalar gelecek ve kullanıcı bunlardan istediğini seçecek.
 
"Karar vermeye yardımcı unsurlar" da motorda kullanılacak. Örnek olarak, en ucuz seyahat bileti bulmak veya fiyatına, yemeklerine, atmosferine veya internet kullanıcılarının verdiği nota göre lokanta seçmek yeni arama motoruyla çok kolay olacak.
 
"İnternetçilerin sorularına cevap verecek zeki program" olarak da tanımlanan "Bing", Microsoft'un "Live Search" arama motorunun yerini alacak.

2764 yerleşim yeri cepten "alo" diyemiyor

GSM operatörlerinin yaptığı büyük yatırımlara rağmen Türkiye'de hala 2 bin 764 yerleşim yerinin kapsama alanı dışında olması nedeniyle cep telefonu kullanamadığı belirlendi. ..

Telekomünikasyon Kurumu (TK) verilerine göre, Türkiye'deki 38 bin 312 yerleşim yerinden 2 bin 764'ü hala mobil telefon olanağından mahrum bulunuyor. Bunlardan bin 641'i 250'nin altında, 715'i 250-500 arası, 408'i de 500-bin arasında nüfusa sahip yerleşim yerlerinden oluşuyor.

MARMARA'DA 89 NOKTADA CEP TELEFONU ÇEKMİYOR

Türkiye'nin en gelişmiş bölgesi olan Marmara'da 89 noktada, Ege'de de 76 noktada cep telefonları çekmiyor. Güneydoğu Anadolu'da 172, Akdeniz'de 176, İç Anadolu'da 513, Karadeniz'de 711, Doğu Anadolu'da ise bin 27 yerleşim yeri kapsama alanı dışında yer alıyor.

KAPSAMA ALANI 3N İHALESİ İÇİN EN ÖNEMLİ ADIM

Kapsama alanı sorununun çözülmesi, Üçüncü Nesil (3N) ihale için en önemli adımlar arasında yer alıyor. Kapsama alanıyla ilgili sorunların çözülmesi için Ulaştırma Bakanlığı, GSM operatörleri ile görüşmeler yaparak yatırım çağrısında bulunuyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, "Bunun için Evrensel Hizmet Fonu'ndan kısmi destek vermeye hazır" olduklarını açıklamıştı.

Cepteki son çılgınlık 5 megapiksel kameralar

cepkameTürk halkının özel önem verdiği cep telefonu çılgınlığı şirketleri sürekli yeni modeller arayışına itiyor. Son çılgınlık ise 5 megapiksel kameralı cep telefonları. Piyasada ilk adımı mayısta Nokia, N95 modeliyle atmıştı. Kasımda ise yarışa Samsung, G900 modeliyle Sony Ericsson da K850 ile katılıyor.

Nokia N95′e 20 saat film ve 6 bin şarkı yüklenebilen sabit diskli modeli ekleniyor. Araştırma şirketi GfK Türkiye’nin temmuz ayında telefon satışlarıyla ilgili araştırmasına göre, satılan yüz telefondan 62’si kameralı, bu telefonların da yüzde 20’si de 3 megapikselin üstünde çözünürlüte kameraya sahip olduğu tahmin ediliyor. Nokia 7650 ile başlayan cepte fotoğraf makinesi yarışı şimdi dijital fotoğraf makineleriyle boy ölçüşüyor. Dijital fotoğraf makineleri cep telefonlarına entegre hale gelince cep telefonu üreticileri dijital fotoğraf makinesi de satmaya başladılar. Böyle olunca dünyanın en çok dijital kamera satan firması Nokia oldu.

İNCE TASARIM ETKİLİ OLACAK
Nokia N95 fiyatı ve özellikleri ile rakiplerinden ayrılıyor. Harita ve yön bulma özelliğini kullanmayı sağlayan GPS ve GSM şebekesi dışında internete bağlanmayı sağlayan kablosuz internet (WLAN) özelliği ve multimedya bilgisayar özelliği ile rakiplerinden ayrılıyor. Nokia N95 kullandığı Carl Zeiss mercekte fotoğraf kalitesine etkili oluyor. Sony Ericsson dijital fotoğraf makinelerindeki Sony CyberShot markasını cep telefonu modellerine taşıyor. Samsung G600′ün özelliklerine bakıldığında ince tasarımı yarışta etkili olacağını gösteriyor. (SABAH)

Yunanlılar bizden de daha yavaş

teknoyun
Teknolojik olarak rezalet durumdayız. Ama bizden rezaleti Yunanistan...

İngiltere'de faaliyet gösteren Enformasyon Teknolojisi Keşif Vakfı tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, Türk internet kullanıcılarının Avrupa'nın en yavaş dördüncü geniş ağ sistemine (broadband) sahip olduğunu ortaya koydu.

15 Avrupa ülkesindeki geniş ağ hızlarını karşılaştıran araştırmacılar, Türkiye'nin saniyede 2 megabit hızla (mbps) bu alanda 12. olduğunu açıkladı. Listenin ilk sırasında saniyede 21,7 megabit hıza sahip Finlandiya yer alırken, ikinciliğe saniyede 18,2 megabit hıza sahip İsveç otururken, üçüncü sırada da saniyede 17,6 megabit hızla Fransa bulunuyor. Diğer ülkeler 4'üncü Hollanda (8,8 mbps), 5'inci Polonya (7,5 mbps), 6'ncı Almanya (6 mbps), 7'nci Macaristan (3 mbps), 8'inci Slovakya (2,8 mbps), 9'uncu İngiltere (2,6 mbps), 10'uncu İsviçre (2,3 mbps), 11'inci İrlanda (2,2 mbps) diye sıralanırken, 12'inci Türkiye'yi 1.6 mbps ile 13'üncü olarak Çek Cumhuriyeti, 1,2 mbps ile 14'üncü olarak İspanya izliyor. Yunanistan ise 1 mbps ile listenin sonuncusu olabildi

Cep telefonunun son marifeti

cepsor
Cep telefonlarında yok yok.. Adres sorma tarihe karıştı. Nasıl mı?
Symbian'lı cep telefonlarına GPS sisteminin eklenmesi durumunda cadde ve sokak bilgilerine kolaylıkla ulaşılabiliyor.

Her geçen gün hızla gelişen cep telefonu teknolojisinde, fotoğraf çekme, müzik ve radyo dinleme, oyun ve program yükleme gibi özellikler, artık sıradan karşılanmaya başlandı.

Cep telefonlarının yeni marifeti, GPS (uyduyla konum belirleme) sistemi sayesinde, artık harita ya da adres sorma ihtiyacını ortadan kaldırmaları oldu. Bu sistemle telefon o anda nerede olduğunuzu belirleyip, içinde yüklü harita üzerinde adresi gösterebiliyor.

Bu kapsamda en büyük cep telefonu üreticilerinden Nokia, Symbian'lı modellerde kullanılmak üzere ''Nokia Maps'' adlı harita programını ''mobilesearch.nokia.com'' adresinden ücretsiz olarak kullanıma sundu. Söz konusu adresten yüklenen programla, Türkiye de dahil olmak üzere dünya üzerindeki pek çok ülkenin başlıca kentlerinin detaylı haritalarına ulaşmak mümkün oluyor.

Türkiye haritasında, belli başlı 30'a yakın şehrin sokak sokak bilgileri bulunuyor. Nokia dışındaki diğer markaların Symbian özellikli telefonlarında kullanmak için de ücretsiz olan ''Map24'' ve ücretli ''Tomtom'' adlı harita programları mevcut.

OTOMOBİLLERDEKİ SİSTEMİN BENZERİ

Nokia'nın harita programında, o anda bulunduğunuz yerin adresini yazıp ya da harita üzerinden seçip, gitmek istediğiniz yeri aynı şekilde seçiyorsunuz. Daha sonra telefon hangi cadde ve sokaklardan geçeceğinizi gösteren bir rota oluşturuyor ve harita üzerinde size gösteriyor. Bu rotayı takip ederek, istediğiniz yere gidebiliyorsunuz.

Rotayı sadece kent içinde değil, kentler arasında da seçmeniz mümkün. Ancak, haritayı en etkin şekilde kullanmak için, fiyatları 60 YTL'den başlayan bluetooth özellikli bir GPS cihazı almak gerekiyor. Telefon GPS cihazıyla bluetooth üzerinden iletişim kurup, o andaki konumunuzu 5 metrelik bir yanılmayla hesaplıyor ve size sadece gitmek istediğiniz yeri belirlemek kalıyor.

Siz seyahat ederken ya da yürürken, telefon çizdiği rota üzerinde o anda nerede bulunduğunuzu gösteriyor. Eğer araçla gidiyor ve örneğin bakım nedeniyle yol kapalı olduğu için rotayı takip edemiyorsanız, hemen size alternatif bir rota çiziyor.

Harita üzerinde, havaalanları, demiryolları, belli başlı alışveriş ve eğlence yerleri, lokantalar, turistik yerler, petrol istasyonları, oto tamirhaneleri, polis ve hastane gibi bilgileri de görmek mümkün.

İlk Bilgisayar virüsü şakayla başlamış

vires
Her şey küçük bir şakayla başladı. Virüs belası 25 yıl önce işte böyle başlamış.
İnternetin kullanılmaya başlamasıyla dünyanın korkulu rüyası haline gelen bilgisayar virüslerinin ilki, 25 yıl önce bir lise öğrencisi tarafından arkadaşlarına “küçük bir şaka” için yazıldı. 

Rich Skrenta adlı öğrenci, bilgisayar şakaları yüzünden kendisine zaten şüpheyle yaklaşan arkadaşlarını kandırmak için bulduğu bu bilgisayar numarasıyla, dünyada ilk bilgisayar virüsünü kullanıma sokan kişi olarak kötü bir üne kavuştu.

Pittsburgh yakınlarındaki Mt. Lebanon (Lübnan Dağı) Lisesinde okuyan Skrenta, kış tatili sırasında Apple II bilgisayarında ilk olarak, şimdi “boot sector” virüsü diye bilinen virüsü yazdı. Skrenta, yazdığı virüsü 1982’nin ilk aylarından itibaren okuduğu lisede ve yerel bir bilgisayar kulübünde yaymaya başladı. Virüs daha sonra dünya çapında yayılan ilk virüs oldu.

Şimdi 40 yaşında olan Skrenta, aradan geçen 25 yılda online haber şirketi Topix’i başlattı, Time Warner’ın sahibi olduğu bir web adres rehberinin kurulmasına yardımcı oldu ve sayısız bilgisayar programı yazdı, ama ilk bilgisayar virüsü “Elk Cloner”ı yazan ve dünyaya salan kişi olma etiketinden kurtulamadı.

Skrenta, ilk virüs için “Aptalca bir şakaydı. Eğer hiç tanınmamak ile bu işi yapmış olmaktan dolayı tanınıyor olmak arasında bir tercih yapacak olsam, bu şekilde tanınmayı tercih ederim. Ama bütün yaptıklarıma bakınca garip bir tanınma biçimi” dedi.

VİRÜSLERİN YAYILMASI

Günümüzde artık yüz binlerce, hatta virüsü nasıl tanımladığınıza bağlı olarak milyonlarca virüs türü var.

Microsoft işletim sistemi kullanan bir bilgisayara ilk virüs 1986’da, Pakistan’da iki kardeşin şimdi “Brain” (beyin) diye adlandırılan bir boot sektör programı yazdıklarında bulaştı.İnternet kullanımının yaygnlaşmasıyla birlikte virüslerin yayılması için ideal yöntem ortaya çıktı: e-mail, yani elektronik posta.

“Melissa” (1999), “Love Bug” (2000) ve “SoBig” (2003) gibi virüsler kendilerine bilmedikleri bir kaynaktan gelen e-mail’i açan milyonlarca insanın bilgisayarına bulaştı ve bu kişilerin bilgisayarlarından başkalarına virüslü e-mail gönderen bir programı otomatik olarak harekete geçirdi.

İlk virüslerle şimdiki virüslerin temeldeki teknolojileri aynı olsa da, artık virüslerin vereceği zararlar bakımından büyük değişiklikler yaşandı. Son zamanlarda kişilerin bilgisayar programlarında kullandıkları parolaları çalmak için kullanılan virüsler ortaya çıktı, artık virüsler cep telefonları ile yayılıyor.

Dünya çapında yaşanan virüs krizleri son zamanlarda pek yaşanmasa da, en bilinen antivirüs programlarından McAfe’nin sahibi olan McAfe şirketinin bilgisayar güvenliği laboratuvarlarındaki araştırma yöneticisi Dave Marcus, hemen her gün 150 ila 175 yeni virüs programı tespit ettiklerini belirtiyor. 5 yıl önce bu sayı haftada 100 idi.

GÜVENLİK SEKTÖRÜNÜN BÜYÜKLÜĞÜ

Symantec şirketi, Skrenta’nın ilk virüs olan “Elk Cloner”i yaymaya başladığı 1982’de kuruldu, ancak 1989’da Apple’ın Macintosh bilgisayarları için ilk antivirüs programlarını satışa sundu.

Bilgisayar güvenliğiyle ilgili donanım, yazılım ve hizmet sektörü dünya çapında 38 milyar dolarlık bir endüstri haline gelmiş durumda. Bu rakamın 2010’da 67 milyar dolara çıkacağı tahmin ediliyor.

Aslında “Elk Cloner”dan önce de bazı bilgisayar virüsleri vardı, ama bunlar ya deneysel olarak yazılmıştı ya da çok az yayılmıştı. Skrenta’nın ilk bilgisayar virüs yazıcısı olarak kabul edilmesinin nedeni, yazdığı virüsün zamanının en yaygın ev bilgisayarları arasında çılgın bir hızla yayılmış olmasıydı.

İnternette İçeriğe İlgi, Konuşmayı Solladı

internet
Teknoloji   Haberi
 
Center for Media Research araştırma kurumu, internet kullanıcılarının dört sene öncesine göre internetin iletişim için daha az kullanılmaya başladığını, bunun aksine içeriğe olan ilginin artış gösterdiğini açıkladı.



Kurum, açıklamayı, Online Yayıncılar Birliği'nin (OPA) son dört yılı inceleyen İnternet Faaliyetleri Endeks'inden çıkan sonuçlara dayandırarak yaptı. OPA tarafından yapılan, internet kullanıcılarının e-ticaret, iletişim, içerik ve arama alanları arasında dağılımını ortaya çıkarmayı amaçlayan incelemesi, dört yıl öncesi ile karşılaştırıldığında ilginç sonuçlar çıkardı.



Mayıs 2007 itibariyle toplanan verilere dayandırılarak yayınlanan raporun sonuçları, internet kullanıcılarının dört yıl öncesine göre internette içerik elde etmek içingeçirdikleri zamanın yüzde 37 artarak, 2003'teki yüzde 34 oranından, yüzde 47'ye çıktığını gösteriyor.



Bunun birlikte aynı raporda; aynı dönemde kullanıcıların iletişim amacı ile internette geçirdikleri zamanın, toplam içindeki oranının da yüzde 28 düşerek, 2003'teki yüzde 46 seviyesinden yüzde 33'e düştüğü sonucu ortaya çıkıyor.



Arama için ayrılan zamanın da arttığını gösteren rapora göre; bu alandaki oran 2003'te yüzde 3'e tekabül ederken, Mayıs itibari ile yüzde 5 ulaşmış bulunuyor.
OPA, kullanıcı davranışlarındaki bu değişimi; daha çok internet kullanımının önünü açan hızlı internet bağlantısı, online video'nun popüler hale gelmesi, daha geniş içerik bulmayı sağlayan gelişmiş arama teknolojisi, artan online içerik ve e-posta'dan daha verimli kullanılan anlık ileti uygulamaları gibi unsurlara bağlıyor.



İnternet kullanımının kendi içinde dört yıl öncesine göre bu değişikler ortaya çıkarken; geçtiğimiz günlerde IBM tarafından yapılan bir araştırma, internetin televizyon gibi alternatifler karşısında da daha uzun süreli tercih edildiği sonucunu göstermişti.

İşte hız diye buna denir!

Kablointernet'le 10 MB'lik hız geliyor

Türksat KabloInternet aboneleri kısa bir süre sonra yeni hizmetlerle de tanışacaklar

TÜRKSAT'tan yapılan yazılı açıklamada, şebeke yenileme çalışmalarını hızlandıran Türksat KabloInternet'in son kullanıcılara verdiği internet erişim hızını, Avrupa'da uygulanan hız limitine yükselterek 6 Mbps'ye (Mega Bit Per Second) çıkardığı belirtildi.

Açıklamaya göre, Türksat KabloInternet aboneleri kısa bir süre sonra yeni hizmetlerle de tanışacaklar. Buna göre, internet hizmeti alan son kullanıcı aileler, internet ortamında karşılaştıkları ve daha çok çocukların etkilendiği, şiddet, porno ve terör içerikli sitelere karşı korunaklı olacaklar. Ayrıca Türksat KabloInternet'e abone olanlar, internet hizmeti alırken sık sık karşılaştıkları virüslere karşı, merkezi koruma kalkanına sahip olacaklar.

Şirket, internet erişim hızını 10 Mbps'ye çıkarmayı hedefliyor.